Yıllardır söylenip duruyor, o yüzden de deterjanı nasıl kullanacağımız ve kullandıktan sonra nasıl durulacağımız konusunda pek çoğumuz yeterince bilinçlendik sayılabilir. Ama bunu bilmek bizi deterjanın zararlarından korumaya malesef ki yetmiyor. Tabaklarımızı belki yeterince duruluyoruz ama deterjanın ellerimize olan etkisini engelliyemiyoruz. Deterjan alerjisi, pek çok kadının başının belası olmuş durumda.
* Deterjanlar vücuda olduğu kadar doğaya da yabancı olan kimyasal maddelerdir. Bu kimyasal madde vücuda girdiği anda, hatta deriyle temas ettiğinde tahriş edici (iritan) bir madde özelliğini taşıyor. Bu maddelere karşı çok hassas olan ya da hassas olmayan kişiler var. Yani herkese aynı etkiyi göstermiyor. Cinsiyet, derini rengi ve yaş önemli faktörler.
* Daha esmer kişilerde deri hastalıklarına yakalanma oranı çok daha düşük seviyede. Açık renklilerde ise bu oran daha yüksek. Kadın cildi erkek cildine göre daha ince olduğu için daha hassas ve narin. Ayrıca kadınlar (maalesef) bulaşık, çamaşır gibi işlerle daha çok haşır neşir oldukları için, etkilenme riskleri daha fazla.
* Hassas ciltlerde, deterjanın içindeki tahriş edici madde cildi sürekli olarak etki altında bırakıyor. Bir süre sonra halk arasında egzama denilen tıbbın kontak dermatit dediğimiz hastalıklar kendini gösteriyor.
* Bu hastalıklarda önce hafif bir kırmızılık oluyor, akabinde elde yanma başlıyor. Daha sonra kırmızılıklar gelişiyor. Daha hassas kişilerde daha da ilerlediği zaman gözlerde şişlik meydana geliyor. Bu iritan madde yıllardır temizlik maddeleriyle süren temasın birikimi sonucu bu etkiyi gösteriyor.
* Deri kan damarlarıyla ve sinirlerle donatılmış zengin bir organ. Parmak uçlarımızda sinir topuzları ve onları besleyen kan damarları bulunur. Derinin gözeneklerinden yani porlardan giren madde, bütün kanımıza, oradan da bütün vücudumuza yayılıyor. Ve vücut yabancı bir maddeye gösterdiği tepkiyi gösteriyor. İşte o zaman da alerji dediğimiz olay ortaya çıkıyor. Vücudun çeşitli bölgelerinde alerjiler görülebiliyor. Yani yalnızca elle temas edilse bile alerji vücudun diğer bölümlerine yayılabiliyor. Tabii bu kişiden kişiye değişen bir durum.
* Sabunlar da masum değil. Sabunun zararı içindeki katkı maddesine göre değişiyor. Potasyum hidroksit cilde ve biyolojik varlığımıza zararlı bir madde. . Sabunların içinde donyağı bulunur. Onları kalevi ortamda sabunlaştırıyorlar. Gliserinli ortamda daha az alkali ile hazırlanan yumuşak sabunlar daha sağlıklı.. Zeytinyağlı ve gliserinli sabunlar cilt için daha uygun. Vücudumuzun asitik ortamına denk olanları özenle seçip bulaşıkta ve vücudumuzun
temizliğinde onları kullanmamız gerekiyor
* En iyisi elle yıkanan bulaşıkta deterjan kullanmamak ya da bulaşık sırasında eldiven kullanmak. Ama alerjiye yatkın hassas kişiler, kimyasal bir madde olan eldivene karşı da duyarlılık gösterebilirler. Bu durumda patiska ya da penyeden hazırlanan bir eldivenin üzerine bu eldiven kullanılabilir.
* Deterjan alerjsiyle karşılaştığımız zaman ilk yapılacak iş, o maddeden tamamen uzak kalmak olacaktır. Daha sonra ise deri için ilaç kullanmanın yanı sıra vücuda giren yabancı maddeleri temizlemek üzere antihistaminik ilaçlar kullanmak gereklidir.
* Deterjanlar vücuda olduğu kadar doğaya da yabancı olan kimyasal maddelerdir. Bu kimyasal madde vücuda girdiği anda, hatta deriyle temas ettiğinde tahriş edici (iritan) bir madde özelliğini taşıyor. Bu maddelere karşı çok hassas olan ya da hassas olmayan kişiler var. Yani herkese aynı etkiyi göstermiyor. Cinsiyet, derini rengi ve yaş önemli faktörler.
* Daha esmer kişilerde deri hastalıklarına yakalanma oranı çok daha düşük seviyede. Açık renklilerde ise bu oran daha yüksek. Kadın cildi erkek cildine göre daha ince olduğu için daha hassas ve narin. Ayrıca kadınlar (maalesef) bulaşık, çamaşır gibi işlerle daha çok haşır neşir oldukları için, etkilenme riskleri daha fazla.
* Hassas ciltlerde, deterjanın içindeki tahriş edici madde cildi sürekli olarak etki altında bırakıyor. Bir süre sonra halk arasında egzama denilen tıbbın kontak dermatit dediğimiz hastalıklar kendini gösteriyor.
* Bu hastalıklarda önce hafif bir kırmızılık oluyor, akabinde elde yanma başlıyor. Daha sonra kırmızılıklar gelişiyor. Daha hassas kişilerde daha da ilerlediği zaman gözlerde şişlik meydana geliyor. Bu iritan madde yıllardır temizlik maddeleriyle süren temasın birikimi sonucu bu etkiyi gösteriyor.
* Deri kan damarlarıyla ve sinirlerle donatılmış zengin bir organ. Parmak uçlarımızda sinir topuzları ve onları besleyen kan damarları bulunur. Derinin gözeneklerinden yani porlardan giren madde, bütün kanımıza, oradan da bütün vücudumuza yayılıyor. Ve vücut yabancı bir maddeye gösterdiği tepkiyi gösteriyor. İşte o zaman da alerji dediğimiz olay ortaya çıkıyor. Vücudun çeşitli bölgelerinde alerjiler görülebiliyor. Yani yalnızca elle temas edilse bile alerji vücudun diğer bölümlerine yayılabiliyor. Tabii bu kişiden kişiye değişen bir durum.
* Sabunlar da masum değil. Sabunun zararı içindeki katkı maddesine göre değişiyor. Potasyum hidroksit cilde ve biyolojik varlığımıza zararlı bir madde. . Sabunların içinde donyağı bulunur. Onları kalevi ortamda sabunlaştırıyorlar. Gliserinli ortamda daha az alkali ile hazırlanan yumuşak sabunlar daha sağlıklı.. Zeytinyağlı ve gliserinli sabunlar cilt için daha uygun. Vücudumuzun asitik ortamına denk olanları özenle seçip bulaşıkta ve vücudumuzun
temizliğinde onları kullanmamız gerekiyor
* En iyisi elle yıkanan bulaşıkta deterjan kullanmamak ya da bulaşık sırasında eldiven kullanmak. Ama alerjiye yatkın hassas kişiler, kimyasal bir madde olan eldivene karşı da duyarlılık gösterebilirler. Bu durumda patiska ya da penyeden hazırlanan bir eldivenin üzerine bu eldiven kullanılabilir.
* Deterjan alerjsiyle karşılaştığımız zaman ilk yapılacak iş, o maddeden tamamen uzak kalmak olacaktır. Daha sonra ise deri için ilaç kullanmanın yanı sıra vücuda giren yabancı maddeleri temizlemek üzere antihistaminik ilaçlar kullanmak gereklidir.

Comments
Post a Comment