Halk sağlığını korumak adına yapılan çalışmalar bir yana, tavuk etinde yaşanan belirsizlik son zamanlarda herkesin aklını karıştıran bir konu haline geldi. Test edilen tavukların %50’sinin karaciğerinde kanserojen madde olan arsenikin bulunduğu iddiaları üzerine vatandaşlar panik yaşarken, konunun uzmanı Doç. Dr. Yavuz Dizdar, bu açıklamaları bir adım dah ileriye götürerek çok daha önemli uyarılar yapmıştır:
Bugüne kadar ”tavuk” diye piliç satılıyor. Piliçler antibiyotiklerle şişirilerek bütün besleyici değerleri kayboluyor. Tavuklardaki zehir yumurtasına da bulaşabiliyor. Arsenikli antibiyotik sayesinde piliçlerin hızlı bir şekilde şişirildiği için bağ dokuları gelişmiyor. Üreticiler, yem katkısı adı altında tavuklara antibiyotiği veriyorlar. Hayvanın sağlıklı kalması için olduğunu söylüyorlar, ancak asıl amaç, büyümeyi hızlandırmak . Eskiden tavuk 2 saatten önce pişmezdi. Şimdi 15-20 dakikada pişiyor. Tavuklar 1 yılda erişebileceği boya 45 günde ulaşıyor. Bu da antibiyotikler sayesinde oluyor. Piştiğinde darmadağın olan, kemiği elinizde kalan tavuğu yenmemelidir. Çünkü bu tavuklar kanser, böbrek yetmezliği, fıtık ve eklemlerde problemlere yol açıyor. Eğer tavık kısa sürede pişiyorsa antibiyotiklidir. Tavuk bilinen yerden, organik olarak satın alınmalıdır.
Kar beyazı yumurtadan uzak durulması gerekir. Onlar yıkanıyor ve klordan geçiriliyor. Kahverengi yumurta tercih edilmelidir. Organik olanı alınmalıdır. Çift sarılı yumurtalardan uzak durmalısınız. Binlerce yumurtanın arasından çift sarılıyı bulup ayırmak tabiki mümkün değil. Mutlaka bunda da bir olumsuzluk olabilir.
Tavuk pakatinin üzerinde ”organik” yazması malesef yeterli değil. Kokusuna, tadına, pişme süresine ve jöle oluşturup oluşturmadığına bakılması gerekiyor..
Bu yazı Türkiye Takvimi’nden alıntıdır.

Comments
Post a Comment